Hayal Kuruyor Musunuz?

0
142

Çocuklar gibi hayaller kurabilir misiniz? Ya da onlar kadar yaratıcı (siz çılgınca da diyebilirsiniz) düşünebiliyor musunuz? Hatta şöyle sorayım: Hayal kuruyor musunuz?

İnsanlar … olsaydı daha yaratıcı olurdu. 

Hepimizin çocukların yetişkinlerden daha yaratıcı olduğuna dair içgüdüsel bir kabulü var gibi görünüyor. Bu durumu pek sorgulamıyoruz ve aslında sezgisel olarak bunun doğru olduğunu biliyoruz. Bu farkı çocuklar için doğal bir durum hatta olması zorunlu bir durum gibi değerlendiriyoruz.

Minnesota Üniversitesi’nde ‘Çocukluk Döneminde Beyin Gelişimi’ konusunda uzman olan Dr. Stephanie Carlson’a göre çocuklar, zamanlarının üçte ikisini yaratıcı oyun sırasında gerçeklik dışı ortamda geçiriyorlar (bak şimdi ben astronotum sen de beni uçuran uzay mekiğisin). Diğer uzmanlar da çocukların yaratıcılık konusundaki yeteneklerine vurgu yapmışlardır. Örneğin Albert Einstein, “Yaratıcılığı teşvik etmek için, çocuksu bir oyun eğilimi geliştirmek gerekir” demişti.

Pablo Picasso ise, “Her çocuk bir sanatçıdır. Sorun, büyüdüğümüzde nasıl sanatçı olarak kalacağımızdır. “

Picasso’nun belirttiği gibi, yetişkinlerdeki yaratıcılık söz konusu olduğunda, onunla ilgili inançlarımız değişiyor gibi görünüyor. Bir şekilde, her çocuk için tamamen doğal olan şey, yetişkin olduğumuzda doğal görünmüyor. Büyüdükçe küçülen nadir özelliklerimizden biriymiş gibi görünse de tüm yetişkinler için geçerli değil elbette; oldukça yaratıcı yetişkinlerin olduğunu kabul etmeliyiz. Bu bir grup insan hakkında olumlu – olumsuz düşüncelerimiz, varsayımlarımız, önyargılarımız var ve genellikle yaratıcılıkla ilişkilendirilen çocuksu özelliklerden birisi; öz denetim (self-control) eksikliğidir.

Yaratıcı yetişkinler hakkında sahip olduğumuz birçok algının temeli bu olabilir. Son derece yaratıcı insanlar daha az öz-denetimlidir (daha çok çocuk gibi) ve yüksek düzeyde öz-denetimli insanlar daha az yaratıcıdır (dolayısıyla daha “yetişkin”).

“Öz denetim” olarak düşündüğümüz şey aslında “yürütme işlevi (executive functions)” olarak adlandırılan bir grup zihinsel süreçtir. Yürütme işlevi, kendinizin bilinçli, çaba gerektiren kontrolüdür (nefes alma gibi şeylerin, otomatik veya bilinçsiz kontrolünün aksine). Bu nedenle, bunun hakkında düşünmek zorunda olduğumuz için özdenetimdir. Yürütme işlevimiz; uygunsuz ortamlarda uygunsuz şeyler söylememek (sizi bir ortamda rezil etmiş bir arkadaşınız mutlaka vardır), başkalarının hakkına girmeden sırada beklemek, talimatları dinlemek veya bir oyunun kurallarını (ve kurallar değiştiğinde eylemlerimizi değiştirmek) aklımızda tutmak gibi şeyler yapmamızı sağlar.

Yürütme işlevinin içerdiği birkaç zihinsel süreçten bahsedersek:

Çalışma Belleği: Şeyleri akılda tutma yeteneği.

Engelleyici Kontrol: İlk seçenek olabilecek bir eylemi durdurma veya bastırma yeteneği.

Esneklik: Yeni veya zor bir duruma uyum sağlamak için dikkat odağınızı çevik bir şekilde değiştirme yeteneği.

Tahmin edebileceğiniz gibi, yürütme işlevi küçük çocuklarda iyi gelişmemiştir. Aslında, pre-frontal korteks (beynin yürütme işlevinin çoğundan sorumlu olan bölgesi), gençlik yıllarına kadar tam olarak gelişmemiştir. Dr. Carlson, bağlı olup olmadıklarını görmek için özellikle yürütme işlevinin ve yaratıcı oyunun gelişimini ve ikisi arasındaki ilişkiyi incelediğinde sonuç: Yaratıcılık ve yürütme işlevinin, çocukluk gelişiminde birbirinden hiç de ayrı olmadığını söylemiştir. Düşünülenin aksine bu ikisi işbirliği içindedir, çocukken bile! Örneğin çocuğunuz, ağzına doğru araba sesiyle hareket eden kaşığın araba olmadığını biliyor ve kaşığı ağzına sokmamanız için direniyorsa hiç üzülmeyin; çocuğunuzun pre-frontal cortexi çalışıyor!

hayal gücüHayal gücümüzü keskin tutmanın yaratıcı düşünme ve problem çözmede son derece yararlı bir araç olacağı açıktır. Ne yazık ki, olgunlaştıkça oyuncu merakımızın ve yaratıcı hayal gücümüzün bir kısmını kaybediyoruz. Yapılan çalışmaların bunu kanıtladığı gibi çoğumuzun gözlemlerinin de bunu doğruladığını düşünüyorum. Örneğin; 350 çocuğun katıldığı bir araştırma, çocukların hayal kurmaya ve merak etmeye karşı doğal eğilimlerinin 4. sınıf civarında keskin bir şekilde azaldığını bizlere gösterdi.

Olgunlaştıkça doğal yaratıcılığımız neden azalır? 

Birkaç olası neden var. Dr. Carlson, nedenlerden birinin basit uygulama eksikliği olduğunu söylüyor. Okulda dikkatimizi mantığa, akla ve gerçeklere çevirmek zorunda kaldığımız için, zamanımızın ve beyin gücümüzün çoğunu gerçekte harcıyor ve daha azını yaratıcı hayal gücünde kullanıyoruz.

Başka bir nedenin “yanlış anlaşılma / yanlış yapma korkusu” olduğuna inanıyorum. Çocuklar yanlış yapıp yapmadıkları konusunda endişelenmezler, çoğu zaman aptalca hatalar da yapabilirler. Bununla birlikte olgunlaştıkça, yanlış yapmanın çoğu zaman olumsuz sonuçları olduğunu çabucak öğreniriz. Okulda, yanıldığımız için cezalandırılırız. İş yerinde, yanıldığımız için cezalandırılırız.

Yabancı dil için sıkça duyduğumuz, kullandığımız “Anlıyorum ama konuşamıyorum” klişesinin temel sebeplerinden biri yine budur. Çocuklar çok daha hızlı bir şekilde dil öğrenirler; çünkü hata yapmaktan korkmazlar. Bir yaratıcılık uzmanı olan Ken Robinson’a göre de durum farksız, “Yanılmaya hazır değilseniz, asla orijinal bir şey bulamazsınız.”

Yaratıcılık doğası gereği hata yapabilme özgürlüğü gerektirdiğinden, hata yapmaktan kaçınırken yaratıcılıktan da kopuyoruz muhtemelen. Çoğumuz, bundan kaçınma konusunda o kadar başarılı oluyoruz ki kendimizi “yaratıcı olmadığımıza” ikna ediyoruz. Buna ek olarak, iç kontrolümüz ile ilgili pek çok faktör, yanlış yapma riskini azaltmaya yardım ediyormuş gibi hissettiriyor. Bu nedenle, yürütme işlev becerilerimize ve davranışlarımıza gittikçe daha fazla, yaratıcı davranışlarımıza da gitgide daha az güveniyoruz.

Peki bir çocuk gibi düşünmeyi nasıl başaracağız?

Hadi bir oyunla başlangıç yapalım!

Yaratıcı mıyız? diye sormayı, bütün bilimsel araştırmaları, kanıtları bir kenara bırakıp sadece hayal gücümüzü kullanarak aşağıdaki soruya hem bugünkü biz olarak, hem de 7 yaşındaki halimizle cevap verelim.

“Bir sebeple iş/okul iptal edildi ve bütün gün sana ait. Ne yapmak isterdin?”

Yazar: Ideastogo

Çeviri ve Yerelleştirme : Duygu Karaman

Alıntı:https://www.acikbeyin.com/

Kaynak: https://www.ideastogo.com/articles-on-innovation/why-you-should-have-a-child-like-imagination-and-the-research-that-proves-it

Sınavlarda En sık Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

Önceki haber2021 Mayıs Ayı Örnek Sorular Yayımlandı
Sonraki haberLiselerde Sınav Uygulamaları Yeniden Düzenlendi

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu girin!
Adınızı giriniz