aşamımızda gereksinim duyduğumuz bilgi, beceri, tutum ve davranışları öğrenerek kazanırız.

Bilginin önemi her geçen gün artarken, bilgisayar ve teknoloji çağında istediğimiz her an, kolayca bilgiye ulaşabiliriz.

 Ancak elde edilen bilginin öğrenilmesi ve yaşamda kullanılabilmesi için bilgilerin ezberlenmesinden çok, öğrenmeyi öğrenmek gerekmektedir.

Öğrenilen bilgi kullanılmadığı zaman unutulur. Ancak iyi öğrenilmiş, yani hafızaya iyi ve düzenli yerleşmiş bilgi kolay kolay unutulmaz.

Her öğrenci bir potansiyeldir ve normal şartlarda kendi potansiyel gücü çerçevesinde öğrenmeye açıktır.

 İnsan yaşamı boyunca yeni bilgiler edinmeye gereksinim duyar. Çünkü eğitim süreci ömür boyu devam eder.

 Öğrenme işlemi beyinde gerçekleşir. Buna göre, öğrenmeyi öğrenmek için beynimizin yapısını, işlevini, hafıza sistemini iyi bilmemiz gerekir.

 Beyninde yaklaşık 100 milyar nöron (sinir hücresi) vardır. Nöron hücreleri, öğrenmeyi ve hayatın devamını sağlayan bir nevi haberleşme sistemidir. Beynin çalışma sistemi bu nöronların arasındaki iletişime dayanır. Nöronlar arasındaki iletişim ağı ne kadar güçlüyse bilgileri hafızaya alma ve öğrenme işlemi o kadar güçlü olur.

Beynimizin kapasitesi yapılan etkinliklerle, yani nöronlar arası gerçekleşen işlemlerin sayısına göre gelişir.

Örneğin dil öğrenmek, hafızayı güçlendirme alıştırmaları yapmak, çok kitap okumak, bulmaca çözmek, vs. gibi işlemler beynin işleyiş kapasitesini artırır.

Kısaca, beynini sürekli çalıştıran, her gün yeni şeyler öğrenip zihinsel aktiviteleri artıran kişilerin zekası gelişir.

Beynimizde bulunan duyusal bellek ve kısa süreli belleğe gelen bilgiler sol beyin tarafından algılanırken, kalıcı olmaz. Bilgileri alırken sağ beynimizin işlevlerini de kullanırsak, alınan bilgilerin uzun süreli belleğe geçişleri daha kolay ve kalıcı olur. Çünkü sağ beyin hayal gücü, müzik, resim, duyguları yönetir.

Bu durumda öğrenilmek istenen bilgi sevgi, ilgi gibi duyguların, müziğin,  resmin ya da görüntülerin yardımıyla alınırsa kalıcı olur.

Bu nedenle beynimizin her iki yarım küresini (sağ beyin, sol beyin) de etkili kullanırsak öğrenme işlemi daha sağlıklı olur. Öğrenmeyi etkileyen belli başlı süreçler ise tanıma, algı ve dikkat, bilgiyi kodlama ve depolama, hatırlama ve örgütlemedir.

Kısa süreli belleğe gelen bilginin daha uzun süreli bellekte kalması için yapılan etkinliğe ‘tekrar’ denir. Tekrarlar sözlü veya yazılı olabilir. Yazarak yapılan tekrarların daha kolay ve uzun süre bellekte kaldığı gözlenmiştir.

Ayrıca kodlama, örgütleme, sınıflandırma gibi tekniklerle yapılan tekrarlar öğrenmeyi daha etkin kılar.

Öğrencilerin hemen hemen çoğu sınavlara çalışır. Ama hepsi başarılı olamaz. Düzenli aralıklarla, konuları günlere yayarak çalışan ve düzenli aralıklarla tekrar edip, sınav öncesi de kısa bir tekrarla bilgileri gözden geçiren öğrenciler daha başarılı olur.

Çünkü beyinlerine bilgileri özümsemeleri için fırsat vermişlerdir. Hiç çalışmayıp son gece bütün bilgileri zihinlerine yüklemeye çalışan öğrenciler, çok çalışsalar bile yeterince başarılı olamazlar.

Bilgileri hafızaya kaydederken ne kadar çok duyu organımızı kullanırsak o kadar iyi öğrenmiş oluruz. Bu nedenle not tutma, yazma, alıştırma yapma gibi uygulamalar bilginin hafızaya geçişini güçlendirir.

Sonuç olarak; başarılı olmak istiyorsak, beynimizin kapasitesini geliştirmeliyiz.

Verimli ve etkili çalışarak zekasını geliştiren başarılı insanların sayısı arttıkça, daha uygar, daha mutlu ve sağlıklı bir toplum olabiliriz.

Kaynak:http://semrakozanli.com/ogrenme-beyinde-nasil-gerceklesiyor.html

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu girin!
Adınızı giriniz